Gülay Ertunç

Gülay Ertunç

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yüz yıllık mücadele

A+A-

Batının Türkiye'ye arada sırada diş gösterip hırlamasının arka planında küçük, gündelik hesaplar, çıkarlar ve problemler yok. Tam yüzyıllık kesintisiz süregelen bir mücadele ve hesaplaşma hırsı var ve hep te var olacaktır.

Haçlı Seferleri’nden, Viyana Kuşatması’na kadar içine sindiremediği yenilgilerinin, Tanzimatla başlayan batılılaşma ve 1. Dünya Savaşı’ndan sonra parçalayıp böldüğü ama yutamadığı Osmanlı ile bitmemiş bir hesabı, kapanmayan ve bir türlü de kapanmayacak bir hesap defteri var aramızda.

Ne zaman ayağa kalkmak istesek, ne zaman kendimize gelmeye çalışsak, ne zaman kendimiz olmak için bir adım ileriye atılsak sırtımızda batının paslanmış hançerini, önümüzde Haçlıların ürettiği engelleri gördüğümüz hep bundan.

Batı uygarlığının güçlenmesi ve zenginlemesi Kolonyalizm ve sömürgeciliğin başlangıcıyla başlar. Kolonyalizm ve sömürgecilik lafta ve kağıt üzerinde bitmiş gibi görünse de bugün bütün ihtişamıyla yine devam ediyor.

Yirminci Asırdan sonra dünya uluslarının bilişim teknolojilerini yaygın olarak kullanmasıyla milletlerin uyanışı da aynı tarihlere rastlar. Bu hızlı gelişmeden en çok zarar gören Kolonyalist ve sömürgeci ülkeler olmuştur.

Artık hiçbir ulus kendi yer altı ve yerüstü zenginliklerini yabancılara peşkeş çekmek istemiyor. Süper güçler sömürülerini sürdürebilmek için ya o ülkelerde savaş çıkartıyorlar veya o ülkeleri bir şekilde politik, ekonomik veya fiili işgal ederek çıkarlarını garanti altına alıyorlar. Ortadoğu’daki vesayet savaşlarının altında yatan en büyük neden de budur.

Batılılar Ortadoğu’da çıkardıkları vesayet savaşlarıyla bölgeyi ve coğrafyamızı kontrol altında tutmayı düşünüyorlar. Milletler uyandıkça, kendine geldikçe, kimlik ve kişiliklerine sahip çıktıkça artık sahte kahramanlar ve yerli münafıklar eskisi gibi fazla prim yapmıyor, prim yapamıyor.

Bu yüzden Arap Baharıyla birlikte batılıların Truva Atları sahte kahramanların ve milli münafıkların pabuçları dama atıldı. Şimdi hizaya getiremedikleri Müslüman liderleri (Muhammed Mursi ve Recep Tayyip Erdoğan gibi) askeri darbelerle dize getirmeye çalışıyorlar.

15 Temmuz darbesinin arkasında başta ABD olmak üzere AB’nin lokomatif gücü Almanya'nın olduğu şüphe götürmez bir gerçek olduğu kendi ifade ve refleksleriyle ortaya çıktı. Almanya istihbaratının (BND'nin) başkanı 15 Temmuz darbesini FETÖ yapmamıştır. Onlar masumdur'' demekle darbeyi biz yaptık ama onları kullandık demek istiyor. Avrupa ve Amerika'nın FETÖ'yü sahiplenmelerinin de altında bu gerçek yatıyor.

Dünyanın neresinde bir devletin istihbarat başkanı dost ve müttefiki olduğu bir ülkede yapılan kanlı bir askeri darbeyi savunabilir? Bu darbeyi yapanları masum görebilir? Bunun başka bir örneği yoktur dünyada.

Alman istihbaratı İttihatçı ahmaklarla bir olarak Abdülhamit Han’ı tahttan indirmiş ve 11 yıl gibi kısa bir zamanda koskoca bir cihan devletini parçalayıp yıktılar..

Cumhuriyetin kuruluşundan ve 2. Dünya Savaşından sonra da aynı istihbarat örgütünün Türk istihbaratı içinde büyük bir ağırlığı vardı. Bu ülkede herkes CİA'ya, KGB'ye, MOSSAD'a, M16' a küfür ve hakaret eder de neden birçok insan BND'nin ne olduğunu ve ülkemizde ne iş yaptığını bilmez mi acaba?

Sahi Türkiye’deki Alman vakıfları ve onların uzantıları ne iş yaparlar bir bilen var mı? Hangi illegal ve misyonerlik teşkilatlarına yardım ve yataklık yaparlar? Maalesef  ve dahası…

7 Şubat 2012 tarihinde FETÖ istihbarat MİT'in başkanlığını ele geçiremeyince hükümetle arasındaki köprüleri bunun için atmamış mıydı? Gezi kalkışması, 17-25 Aralık operasyonu, 15 Temmuz darbesi kimlerin eseriydi ve desteği ile yapılmıştı hatırlayalım.

Bazılarının iddia ettiği gibi Türkiye Tayyip Erdoğan'ın liderliği için mücadele vermiyor sadece. Tayyip Erdoğan ile birlikte batılı sırtlanlara, çakallara, tilkilere ve onların dostlarına karşı 100 yılın hesaplaşmasını yapıyor.

Biz batılılarla aramızda sürmekte olan bu 100 yıllık hesabın defterini dürmek için birlik ve beraberlik içinde daha çok çalışarak üretmek zorunda olduğumuzu ve istikrardan yana düşünerek, herkese anlatmak ve yaşatmak zorunda olduğumuzu tekrar tekrar hatırlatmak durumundayız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.